İhtiyaç Sebebi İle Kiralananın Tahliyesi

Güncel İçtihatlar , , , , , , , , ,

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/5313 E. , 2020/708 K.


“İçtihat Metni”

Davacı … ile davalı … aralarındaki tazminat davasına dair Muş Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 17/03/2016 tarihli ve 2016/35 E.-2016/275 K. sayılı hükmün onanması hakkında dairece verilen 08/04/2019 tarihli ve 2017/7336 E.-2019/3064 K. sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait arsanın 01/01/2009 tarihli, 3 yıllık sözleşme ile kiralandığını, sözleşme süresi dolmadan davalının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, arsada inşa ettirdiği binayı gece vakti içindeki eşyaları ile birlikte yıktığını, davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle uğradığı zararın Muş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/24 Esas sayılı dosyasında 39.900 TL olarak tespit edildiğini, sözleşmeye güvenerek kiraladığı arsada uzun süre kullanacağı inancıyla inşa ettiği binanın yıkılması nedeniyle eşyalarının yıkımda zarar gördüğünü, hem gelirden yoksun kaldığını hem de binanın yıkılması nedeniyle zarara uğradığını belirterek sözleşmeye aykırılık nedeni ile uğramış olduğu ve Muş Sulh
Hukuk Mahkemesinin 2011/24 D.İş sayılı dosyası ile tespit edilen zarara karşılık 39.900,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, sözleşmenin 16. maddesine göre sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin feshedildiğinin ve binanın yıkılacağının davacıya ihtar edildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı idarenin sözleşmesel yükümlerine aykırı davranmadığı, davacının verilen süreye rağmen tahliyeyi gerçekleştirmeyerek zarara kendisinin sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 08/04/2019 günlü ve 2017/7336 Esas ve 2019/3064 Karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
İlama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiş olmakla yeniden yapılan incelemede; Taraflar arasında düzenlenen 01/01/2009 başlangıç tarihli, üç yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralanan arsa vasfında olup kira sözleşmesinin 16. maddesinde “İdare ihtiyacı olduğu takdirde idare yararı doğrultusunda işyeri kullanımı, satış, kamulaştırma ve kamu yararından dolayı sözleşmeyi tek taraflı feshedilebilir. Fesih kiracıya tebliğ edildikten sonra kiracı taşınmazı 30 gün içinde boşaltmak zorundadır. İşyeri boşaltılmadığı takdirde idarenin tahliye hakkı doğar ve tahliye ettirir. Tahliye işlemleri ile ilgili 2886 sayılı Yasanın 75 maddesi uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Davalı tarafından, 16/08/2010 tarihinde, kira sözleşmesinin 16. maddesine göre feshedildiği, bu nedenle kiralananın 30 gün içinde tahliye edilmesi aksi halde kolluk kuvvetleri marifeti ile kiralananın tahliye edileceğinin davacı kiracıya bildirildiği, akabinde kiralanan arsa üzerine inşa edilen yapının yıkıldığı anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesi her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup sözleşmenin süresi henüz sona ermemiştir. Süreli bir kira sözleşmesi ile kiralanan yerin, kira süresi dolmadan davalı idare tarafından sözleşme feshedilerek tahliyesinin istenmesi mümkün değildir. Kira akdinin sona erme sebepleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Akdin feshi ve tahliye davası açma koşullarının bulunması durumunda bile mahkeme kararı ile tahliye ilamı alınmadığı sürece akdin sona erdiğinden söz edilemez. Bu durumda gerek henüz sözleşme süresinin sona ermemesi gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununa göre davacı kiracının tahliyesini gerektirecek yöntemin izlenmemesi nedeniyle davalı tarafından tek taraflı olarak yapılan fesih hukuki sonuç doğurmaz ve buna dayalı olarak davacının bulunduğu yerden tahliyeye zorlaması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, davalının kira süresi sona ermeden tek taraflı olarak kira sözleşmesini feshederek, davacı kiracıyı tahliye ilamı bulunmadan tahliye etmesinin haksız olduğunu açıktır.
Davacı, içinde eşyaları bulunduğu halde iş yerinin yıktırıldığını beyan etmekte olup zarar gören eşyalarının bedelinin tazminini istemektedir. Davacı kiracının zararının tespiti amacıyla Muş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/24 Değişik İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu alınan bilirkişi raporunda, masa, sandalye, eşya dolabı vb. taşınır nitelikte eşyarların değeri belirlenmiş ancak bu eşyaların yıkım nedeniyle hasara uğrayıp uğramadığı yönünden bir belirlemeye raporda yer verilmemiştir. İş yerinin
usulüne uygun şekilde tahliyesi sağlanmadan yıkımın gerçekleştirilmesi nedeniyle davacının zarara uğrayan eşyaları yönünden doğan zarardan davalı sorumlu olacaktır. Bu nedenle davacının iş yerinin yıkılması nedeniyle zarara uğrayan eşyalarının nitelikleri, değeri, yıpranma durumu belirlenerekbedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının diğer bir talebi ise, kendisi tarafından yapılan binanın yıkımı nedeniyle uğradığı zarardır.
Kiralanan arsa vasfında olup kira sözleşmesinin 8. maddesinde “Kiracı idarenin izni ve bilgisi olmadan kiralanan yerde tadilat, değişiklik, eklenti yapamaz, yaptığı takdirde idarenin tek taraflı fesih hakkı doğar, yapılan tadilat değişiklik eklenti onarım ve benzeri işler kira müddeti sonunda idareye bedelsiz olarak terk eder ve herhangi bir hak talebinde bulunamaz.”, sözleşmenin 15. maddesinde ise “Kira bitiminde yapılan yenilikler bedelsiz idareye terk edilir.” düzenlemeleri yer almaktadır. Sözleşme gereğince, kiracının, sözleşme süresi sonunda, kiralanana yaptığı binanın bedelini kiraya verenden isteyemeyeceği açıktır. Ancak kira sözleşmesinin süresi henüz sona ermeden davacıya ait binanın yıkıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, üç yıllık kira sözleşmesi süresince kullanılacağına güvenilerek kiracı tarafından kiralanana yapılan binanın, sözleşmenin süresinin sona ermesinden önce yıkılması nedeniyle kalan süre ile oranında yapım masrafların talep edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Bu nedenle Mahkemece, davacı tarafından yapılan imalatların sözleşmenin başlangıç tarihinde yapıldığının kabulü ile imal tarihi itibariyle belirlenen değerinden, kiracının kullanım süresi ile orantılı yıpranma payının da düşülerek, yıkım tarihinden sözleşme süresinin sonuna kadar olan süre oranında bedeline hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı bu defaki incelemeden anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü ile 08/04/2019 günlü ve 2017/7336
Esas ve 2019/3064 sayılı ilamın kaldırılmasına ve belirtilen gerekçeyle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı tarafın karar düzeltme isteğinin kabulü ile Dairemizin 08/04/2019 günlü ve 2017/7336 Esas ve 2019/3064 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve hükmün yukarıda açıklanan gerekçeler ile davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 04/02/2020 gününde oy birliği ile karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir