BEDENSEL ZARARLARDA GÜÇ KAYBI TAZMİNATI

Güncel İçtihatlar , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi         2019/723 E.  ,  2019/11801 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, 10/07/2012 günü davacı …’nun yolcu olarak bulunduğu araç ve davalının sigortacısı olduğu aracın karıştığı kaza sonucu davacının yaralandığını, ayağına platin takıldığını, iş gücü kaybı olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL (tedavi giderleri, kazanç kaybı, iş göremezlik tazminatı ve diğer maddi tazminatlar) tazminatın olay tarihinden başlayarak faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili; dava değerini 11.147,36 TL geçici işgöremezlik ve 141.139,28 TL daimi maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 152.286,64 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, 1.000,00 TL tazminata dava tarihinden, geri kalan 151.286,64 TL’ye ıslah tarihi olan 02/09/2015 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın (aşağıda (2) (3) ve (4) nolu bentlerde belirtilen hususlar dışında) hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına; davacının yaralanmasının bacaklarından olduğu dikkate alındığında, kaza anında kask takmamasının, kazadaki yaralanması nedeniyle oluşan maluliyetine etkisi bulunmadığı ve sürücülerin alınan alkol raporlarına göre alkolsüz oluşları gözetildiğinde bu nedenlerle tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmayışında; hatır taşıması indirimi imkânının sadece hatır için taşıyan işleten ve sürücüye bahşedildiği, iki taraflı kazalarda diğer aracın işleteni, tehlike esasına göre zarardan sorumlu olup, hatır ilişkisine yaslanarak mahkemeden tazminattan indirime gidilmesini talep edemeyeceği gözetildiğinde hatır taşıması indirimi yapılmayışında bir usulsüzlük görülmemesine göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle geçici işgöremezlik ve sürekli işgücü kaybı  tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan 25.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tablolarda her ne kadar %3.3 maluliyet oranı yazılmışsa da yapılan hesaplamada sehven %33 maluliyet oranının hesaplamaya esas alındığı görülmektedir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda geçici iş göremezlik sonu tarihinden 2015 yılına kadar %3.3 sürekli sakatlık oranı üzerinden ve 2015 yılından muhtemel ölüm yılına kadar ise maddi hata yapılarak %33 sürekli sakatlık oranı üzerinden hesaplama yapılması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54’te özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun mal varlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davacı …’in yaralanıp geçici iş göremediğinden bahisle de maddi tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacı … kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup hükme esas alınan ATK raporuna göre davacının %3,3 sürekli maluliyet oranı tayin edildiği, iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceği, bu süre zarfında mesleğini icra edemeyeceği ve %100 malul sayılması gerektiği tespit edilmiştir.
Hesap bilirkişisi tarafından davacı … için kaza tarihinden itibaren 18 ay için geçici iş göremezlik tazminatı hesabı yapılmış, mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak davacı … için daimi maluliyet yanında (13.934,20 TL’den kusur indirimi yapılmak suretiyle) 11.147,36 TL geçici iş göremezlik tazminatına da hükmedilmiştir.
Davacı … kaza tarihinde 16 yaşında olup kaza tarihindeki yaşı itibariyle kazanç getiren herhangi bir işte çalışması söz konusu olamayacağı ve bu yönden mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceğinden bu zararın oluştuğunun kabulü doğru değildir. Bu nedenle mahkemece geçici işgöremezlik zararı bulunmadığının gözetilmemesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
4-Davaya konu kazada yaralanan ve işgücü kaybına uğrayan davacının, kaza tarihi itibariyle 16 yaşında ve ortaokul mezunu olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemenin hükme esas aldığı aktüerya raporunda, davacının askerlikte geçecek süresini de kapsar biçimde bakiye ömür süresinin tamamı için tazminat hesaplaması yapılmış; davacının kazadaki yaralanmasından kaynaklanan %3,3 oranındaki maluliyetinin askerliğe engel teşkil edip etmeyeceği konusunda da herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu yönden gerekli araştırmanın yapılmayışı, eksik inceleme niteliği taşımaktadır.
Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; davacının kazadan kaynaklanan %3,3 oranındaki maluliyetinin derecesi ve niteliğine göre, askerliğe engel teşkil edip etmeyeceğinin (maluliyet raporu eklenerek yazılacak yazı ile) ilgili askerlik şubesinden sorulması; alınacak cevaba göre askerlikte geçireceği sürede de efor tazminatı verilip verilmeyeceği tartışılarak davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi için, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK 52. Maddesinde (Borçlar Kanunu’nun 44. md.) düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirelerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Somut olayda davalı vekili, davacının arkadaşı sürücü …’ın motosikletine bindiğini, sürücü …’ın 16 yaşında olduğu ve sürücü belgesinin bulunmadığını belirterek davacının kusurunun bulunduğunu savunmuştur.
Buna göre mahkemece, bu savunma üzerinde durularak, davacının TBK 52. maddesi uyarınca, tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin irdelenip tartışılması, müterafik kusur oluşturduğunun kabul edilmesi halinde tazminattan %20 oranında indirim yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/12/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir