Orman Şerhi Sebebi İle Devlete Tazminat Davası Açılabilir.

Güncel İçtihatlar , , , , , ,

SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2019/84

K. 2019/360

T. 15.5.2019

• DEVLETİN TAZMİNAT SORUMLULUĞU ( Taşınmazın Orman Niteliğinde Olmasına Rağmen Tapulama İşlemi Sırasında Özel Mülkiyete Konu Edildiği/Malikin Taşınmazın Orman Olduğunu Bilmesinin Yani İyi Niyetli Olup Olmamasının Devletin Sorumluluğuna Etkisi Bulunmadığı )

• TARAF VE DAVA EHLİYETİ ( Dava Şartı/Davalı Sıfatı Bulunmayan Kurumun Karşı Dava Açması Da Mümkün Olmadığından Karşı Dava Bakımından Kurulan Hükmün 6100 S.K. Md. 355 Uyarınca Re’sen Kaldırılması Gerektiği – Taraf Sıfatı Bulunmayan Kurumun İstinaf Dilekçesinin Usulden Reddine Karar Verildiği )

• KISA KARARLA GEREKÇELİ KARARIN UYUMLU OLMASI ( İlk Derece Mahkemesinin Yargılamayı Sonuçlandırdığı Kısa Kararında “Orman İdaresine Açılan Davanın Pasif Husumet Ehliyeti Yokluğu Nedeniyle Reddine” Denildiği Halde Gerekçeli Kararda Bu Cümlenin Yazılmadığının Anlaşıldığı/Kısa Kararla Gerekçeli Karar Arasındaki Çelişkinin 6100 S.K. Md. 355 Uyarınca Re’sen Düzeltildiği )

• GÖREVLİ YARGI YERİ ( Taşınmaz Halen Davacılar Adına Kayıtlı Olsa Da Orman Şerhi İle Mülkiyet Hakkının Kullanılamaz Hale Gelmiş Olması Sebebiyle Davacıların Bu Davayı Açmakta Hukuki Yararı Bulunduğu/Davanın Adli Yargının Görev Alanına Girdiği )

• TAŞINMAZIN DEĞER HESABI ( İlk Derece Mahkemesince Taşınmazın Tarım Arazisi Olduğu Kabul Edilerek Değerinin Gelir Metoduna Göre Tespit Edildiği Bilirkişi Raporunda Hesaplanan Bedel Üzerinden Hüküm Kurulması Doğru Bulunduğundan Davalı Hazine Vekilinin Değere İlişkin İstinaf Sebeplerinin Yerinde Görülmediği )

4721/m.1007

6100/m.124,294,297

ÖZET : Dava, TMK’nun 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.

Orman Genel Müdürlüğü dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmediği gibi, davacı tarafın HMK’nun 124. maddesi gereğince Orman Genel Müdürlüğünün davada yer alması yönünde bir talebi de bulunmamaktadır. Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olup, davalı sıfatı bulunmayan Orman Genel Müdürlüğünün karşı dava açması da mümkün olmadığından karşı dava bakımından kurulan hüküm HMK 355 maddesi gereğince re’sen kaldırılmıştır.

Orman Genel Müdürlüğünün davada taraf sıfatı bulunmadığından istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.

Ayrıca ilk derece mahkemesinin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararında “Orman İdaresine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine” denildiği halde, gerekçeli kararda bu cümlenin yazılmadığı görülmektedir. Kısa kararla gerekçeli kararın uyumlu olması kamu düzenine ilişkin olduğundan, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki HMK 355 maddesi gereğince re’sen düzeltilmiştir.

Taşınmazın orman niteliğinde olmasına rağmen tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmesi ve tapu düzenlenmesi sebebiyle somut olayda devletin tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Malikin taşınmazın orman olduğunu bilmesi yani iyi niyetli olup olmaması devletin sorumluluğuna etkili değildir.

Taşınmaz halen davacılar adına kayıtlı olsa da; orman şerhi ile mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmiş olması sebebiyle davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmakta, dava adli yargının görev alanına girmektedir. Davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacak olup, zamanaşımı da sözkonusu değildir.

İlk derece mahkemesinin asıl dava ile ilgili olarak verdiği tazminat hükmü usul ve yasaya uygun bulunmuş ise de; davada davalı sıfatı kazanamayan Orman İdaresinin açmış olduğu karşı dava hakkında hüküm kurulması ve kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması usul ve yasaya aykırıdır.

İlk derece mahkemesince taşınmazın tarım arazisi olduğu kabul edilerek değerinin gelir metoduna göre tespit edildiği bilirkişi raporunda hesaplanan bedel üzerinden hüküm kurulması doğru bulunduğundan davalı Hazine vekilinin değere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

DAVA : İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği, dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacılar vekili Maliye Hazinesi’ni davalı olarak gösterdiği dava dilekçesinde; Kocaeli ili, Gölcük ilçesi, İhsaniye köyü, 877 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan orman kadastro çalışmaları neticesinde taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakıldığını ve müvekkillerinin mülkiyet haklarının sınırlandırıldığını, taşınmazın tapu kaydında var olan orman şerhi sebebiyle kullanılamadığını, müvekkillerinin maddi olarak zarara uğratıldıklarını ileri sürerek şimdilik 350.000,00 TL tazminatın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Maliye Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; İdari yargının görevli olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, husumetin taşınmazın tapu kaydına şerhi koyan Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, tazminata hükmedilecekse tazminattan da Orman Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğunu, tazminat koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece 27/02/2018 tarihli ön inceleme duruşmasının 9 numaralı ara kararı ile Maliye Hazinesi vekilinin Orman Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesi talebinin HMK’nun 124/3. maddesi gereğince kabulüne ve Orman Genel Müdürlüğüne dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir tebligat çıkartılmasına karar verilmiştir.

Davalı Orman Genel Müdürlüğü vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; TMK’nun 1007 maddesi gereğince açılan tazminat davalarında husumetin sadece Hazine’ye yöneltilmesi gerektiğini belirterek, müvekkili hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, bunun kabul görmemesi halinde haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini dilemiş, karşılık davada ise dava konusu taşınmazın tapuda davalının murisi adına kayıtlı bulunduğunu ve tamamının orman vasfını haiz olduğunu ileri sürerek davaya konu Kocaeli ili, Gölcük ilçesi, İhsaniye köyü, 877 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline, taşınmazın tamamının orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından, asıl dava açısından Maliye Hazinesi aleyhine açılan davanın kabulü ile, 453.078,88 TL tazminatın davalı Maliye Hazinesinden tahsiline, Orman İdaresine açılan davanın pasif husumet ehliyeti nedeniyle reddine, karşı dava açısından davanın kabulüyle Kocaeli İli Gölcük İlçesi İhsaniye Köyü 877 ada 8 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Davalı Maliye Hazinesi vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davanın 350.000,00 TL olarak açıldığını, daha sonra davacı vekilinin dava değerini 453.078,88 TL olarak ıslah ettiğini, fakat faiz miktarı yönünden yanlış hüküm kurulduğunu, alacağın tamamının dava tarihinden faize hükmedildiğini oysa ki Yargıtay’ın yerleşmiş kararları gereği ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini, taşınmazın tapu kaydına şerhin 22/08/1997 tarihinde konulduğunu ve TBK’nun 146. maddesi gereğince 10 yıllık zaman aşımı süresinin 22/08/2007 tarihinde dolduğunu, tapu kaydına konulan şerhin Orman Genel Müdürlüğü lehine konulmuş olması nedeniyle husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, Yargıtay içtihadlarının da bu yönde olduğunu, davacıların tazminat taleplerinin TMK’nın 1007. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Bilirkişi heyetince tespit edilen tutarın fazla olduğunu, bölgede yapılaşma olmadığını, taşınmazın anayola uzak olup %60 meyilli bir yapıya sahip olduğunu, meskul mahal olma gibi bir durumu yakın bir zamanda gerçekleşmesinin mümkün olmadığı halde bu gerekçe ile %30 oranında artış oranı uygulanmasının yerinde olmadığını, taşınmazın sahip olduğu topografik şartları ve toprak yapısı itibariyle bilirkişi raporunda belirtildiği ölçüde gelir getiremeyeceğini, arazinin eyimli olup sulanamamasının verimi etkileyeceğini, ayrıca taşınmaz üzerinde gürgen ağaçları bulunması nedeniyle tarım yapılmasının mümkün olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Dahili davalı – karşı davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesinde davanın pasif husumet nedeni ile reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ancak asıl dava bakımından kendileri hakkında bir hüküm kurulmadığını, haklarındaki davanın husumet nedeniyle reddedilmesi ve kendileri lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava, TMK’nun 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacılar tarafından dava dilekçesinde davalı olarak Maliye Hazinesi gösterilmiştir. Maliye Hazinesi vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, davada husumetin orman şerhini koyan Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince bu beyan doğrultusunda ve HMK’nun 124/3 maddesi yanlış yorumlanmak suretiyle ön inceleme duruşmasında Orman Genel Müdürlüğünün davaya dahil edilmesine karar verilmiştir. Oysa ki usul hukukumuzda dahili dava adı altında bir kurum bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamaz. 6100 Sayılı HMK’nun 124. maddesine göre taraf değişikliği yapılabilmesi için bu yönde davacının bir talebinin bulunması gereklidir. Anılan yasal düzenleme uyarınca iradi taraf değişikliğinin davacının bu konudaki talebine bağlı olduğu açık olup Yargıtay’ın görüşü de bu doğrultudadır. ( Yargıtay 17.H.D. 19/11/2018 tarih ve 2018/852 E-10840 K )

Somut olayda; Orman Genel Müdürlüğü dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmemiştir. Davacı tarafın HMK’nun 124. maddesi gereğince Orman Genel Müdürlüğünün davada yer alması yönünde bir talebi de bulunmamaktadır. Şu durumda, Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açılmış usulüne uygun bir dava bulunmadığından Orman Genel Müdürlüğünün taraf sıfatını kazanması ve hakkında hüküm kurulması mümkün değildir. Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olup, davalı sıfatı bulunmayan Orman Genel Müdürlüğünün karşı dava açması da mümkün olmadığından karşı dava bakımından kurulan hüküm HMK 355 maddesi gereğince re’sen kaldırılmıştır.

Ayrıca ilk derece mahkemesinin yargılamayı sonuçlandırdığı 20/11/2018 tarihli kısa kararında “Orman İdaresine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine” denildiği halde, gerekçeli kararda bu cümlenin yazılmadığı görülmektedir.

6100 Sayılı HMK 294-297 maddelerinde hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. 10.04.1992 gün 7/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğünün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak keza İBK’nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. ( Yargıtay 17 H.D 18/02/2019 tarih, 2016/1108 E. 2019/1652 K. )

Kısa kararla gerekçeli kararın uyumlu olması kamu düzenine ilişkin olduğundan, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki dairemizce HMK 355 maddesi gereğince re’sen düzeltilmiştir.

Orman Genel Müdürlüğünün davada taraf sıfatı bulunmadığından istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.

Asıl davada kurulan hükme yönelik davalı Hazine vekilinin istinaf istemlerine gelince; ilk derece mahkemesi tarafından keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi heyetince davaya konu taşınmazın tarım arazisi olduğu değerlendirilmiş ve bu doğrultuda gelir metoduna göre değeri hesaplanmıştır.

Dosya içerisinde bulunan kayıtlardan, dava konusu taşınmazın 25/01/1957 tarihinde tapulama yolu ile davacılar mirasbırakanı adına tapuya kayıt edildiği, davacıların taşınmaza miras bırakanlarından intikal suretiyle hisseli olarak malik oldukları, taşınmazın tapu kaydı üzerinde 22/08/1997 tarihinde konulmuş “Ormandır.” şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır.

4721 Sayılı T.M.K’nun 1007. maddesi “tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur” hükmünü içermektedir. Devletin buradaki sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve ayni hakların yanlış tescil sonucu değişmesi ya da yitirilmesi ile bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen ve taahhüt eden Devlet, gerçeğe aykırı ve dayanaksız kayıtlardan doğan zararları da ödemekle yükümlüdür. Bu itibarla kadastro görevlilerinin dayanaksız ya da gerçek duruma uymayan kayıtlar düzenlemeleri ve taşınmazın niteliğinde yanlışlık yapmalarını da aynı kapsamda düşünmek gerekir. Zira tapu işlemleri kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğundan tapu kütüğünün oluşumu aşamalarında kadastro işlemleri ile tapu işlemlerinin bir bütün oluşturduğu kuşkusuzdur. Taşınmazın orman niteliğinde olmasına rağmen tapulama işlemi sırasında özel mülkiyete konu edilmesi ve tapu düzenlenmesi sebebiyle somut olayda devletin tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Malikin taşınmazın orman olduğunu bilmesi yani iyi niyetli olup olmaması devletin sorumluluğuna etkili değildir.

Taşınmaz halen davacılar adına kayıtlı olsa da; orman şerhi ile mülkiyet hakkının kullanılamaz hale gelmiş olması sebebiyle davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmaktadır. Dava adli yargının görev alanına girmektedir. Davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresi zararın doğması yani tapunun iptali ile başlayacaktır. Dolayısıyla zamanaşımı da sözkonusu değildir. Bu nedenlerle davalı hazine vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Tapu kaydının iptali nedeniyle, tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse, tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Tapu dava tarihi itibariyle henüz iptal edilmediğinden değerlendirme tarihi dava tarihi olacaktır.

İlk derece mahkemesince mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi heyetinden raporlar alınmıştır. Teknik bilirkişilerden alınan 12/04/2018 tarihli raporda; dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiği, gelir metoduna göre yapılan değerlendirme sonucunda taşınmazın dava tarihi itibariyle m² birim fiyatının 32,79 TL olarak hesaplandığı, bu tutar üzerinden taşınmazın konumu, yüzölçümü, yerleşim yerlerine yakınlığı ve diğer özellikleri dikkate alınarak %30 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu doğrultuda dava tarihi itibariyle m² bedeli 42,63 TL, taşınmazın toplam değeri ise 453.078,88 TL olarak tespit edilmiştir.

Mahkemece dava konusu taşınmazın imar durumu ile belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı araştırılmadan keşif yapılarak bilirkişi kurulundan rapor alınmış ve 12/04/2018 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın sulanabilir tarım arazisi olup olmadığı belirtilmeden kapitalizasyon faiz oranı % 4 ( 0,04 ) olarak uygulanmış olduğundan dairemizce incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilerek, dava konusu taşınmazın imar durumu ile belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığının bildirilmesi için Gölcük Belediye Başkanlığına yazı yazılmıştır. Gelen cevabi yazıda; taşınmazın 1/25.000 ölçekli nazım imar planında bir bölümünün tarımsal niteliği korunacak alanda, bir bölümünün ise orman alanında kaldığı, belediye sınırları içerisinde olduğu, ancak belediye hizmetlerinden faydalanmadığı bildirilmiştir.

Dairemizce dosya Gölcük Belediyesinden gelen cevapla birlikte mahkemece hükme esas alınan 12/04/2018 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, itiraz edilen hususlarda ek rapor alınmıştır. Bilirkişiler 16/04/2019 tarihli ek raporlarında tespit edilen nitelikleri itibariyle dava konusu taşınmazın arsa olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, tarım arazisi kabul edilerek, değerinin tespitinde gelir metodunun kullanılması gerektiğini, taşınmazın kuru arazi niteliğinde olduğunu, kök rapordaki değerlendirme ve tespitlerinin taşınmazın yapısı ve özellikleriyle uyumlu olduğunu belirtilerek kök rapor doğrultusunda görüş bildirilmişlerdir.

Mahkemece hükme esas alınan12/04/2018 tarihli bilirkişi raporu ile dairemizce alınan 16/04/2019 tarihli ek raporda değerlendirmeye esas alınan ürünlerin ve verim oranlarının ayrıca uygulanan kapitalizasyon faizi ile objektif değer artışının isabetli olduğu, belirlenen tazminat miktarının Yargıtay kararlarına uygun olduğu değerlendirilmiştir.

İlk derece mahkemesince taşınmazın tarım arazisi olduğu kabul edilerek değerinin gelir metoduna göre tespit edildiği bilirkişi raporunda hesaplanana bedel üzerinden hüküm kurulması doğru bulunduğundan davalı Hazine vekilinin değere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

İlk derece mahkemesinin asıl dava ile ilgili olarak verdiği tazminat hükmü usul ve yasaya uygun bulunmuş ise de; davada davalı sıfatı kazanamayan Orman İdaresinin açmış olduğu karşı dava hakkında hüküm kurulması ve kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı Hazine vekilinin istinaf istemi kabul edilerek, HMK’nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılıp, esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- )Orman İdaresinin davada taraf sıfatı ve istinaf kanun yoluna başvurma yetkisi bulunmadığından HMK’nun 352/1-ç maddesi gereğince Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,

2- )Davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun başka bir sebeple KABULÜ ile, Gölcük 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20/11/2018 tarih ve 2017/92 E-2018/136 K sayılı kararındaki asıl dava açısından ve karşı dava açısından verilen hükümlerin HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3- )HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm verilmesi gerektiğinden,

ASIL DAVA YÖNÜNDEN :

A- ) Davanın KABULÜ ile, 453.078,88 TL tazminatın, dava tarihi olan 01/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine’den alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine,

B- ) Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılar tarafından yatırılan 31,40 TL peşin harç ve 7.737,45 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 7.768,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,

C- ) Davacılar davayı vekil ile takip ettiklerinden yürürlükteki AAÜT’ ne göre hesaplanan 32.073,16 TL nispi vekalet ücretinin davalı Hazine’den alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine,

D- ) Davacılar tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 818,80 TL yargılama giderinin davalı Hazine’den alınarak davacılara hisseleri oranında verilmesine,

E- ) HMK’nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,

F- ) Dava konusu Kocaeli ili, Gölcük ilçesi, İhsaniye Köyü, 877 ada, 8 parsel sayılı taşınmazın davacılar adına olan tapu kaydının İPTALİ ile orman vasfı ile HAZİNE ADINA TAPUYA TESCİLİNE,

KARŞI DAVA YÖNÜNDEN :

A- ) Orman İdaresinin bu davada karşı dava açma yetkisi bulunmadığından HMK’nun 115/2 maddesi gereğince karşı davanın USULDEN REDDİNE,

B- ) Orman İdaresi harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Orman İdaresinin peşin olarak yatırmış olduğu 31,40 TL harcın talebi halinde kendisine iadesine,

4- ) Hazine ve Orman İdaresi harçtan muaf olduklarından istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına,

5- ) Davalı Hazine istinaf duruşmasını vekille takip ettiğinden yürürlükteki AAÜT’ ne göre hesaplanan 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı Hazineye verilmesine,

6- ) Hazine ve Orman İdaresinin istinaf başvurusu için yapmış oldukları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

7- )Karar kesinleştiğinde istinaf gider avanslarının harcanmayan kısımlarının hesap edilerek yatıranlara iadesine,

Dair, davalı Hazine vekili, davacılar vekilinin yüzlerine karşı, Orman İdaresi vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize dilekçe vermek suretiyle temyizi kabil olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi, verilen karar açıkça okunup usulünce anlatıldı.15.05.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir