Uluslararası korumaya muhtaç olmama

Makale , , , , , ,

Uluslar arası Korumaya Muhtaç Olmama

Ülkemizde Irak ve Suriyede Daeş terör örgütünün faaliyetlerinden dolayı canlarının tehlikeye düşmesinden ötürü birçok Iraklı ve Suriyeli sığınmacı bulunmaktadır. Sığınmacıların kendi ülkelerinde Daeş tehdidinden dolayı yaşam hakları tehlikeye düşmüş ve kendilerince bir umut olarak ülkemizi Türkiyeyi görmüşlerdir. Ancak ne var ki ülkemizde sığınmacı olarak kalan bu kişiler çeşitli sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar. Ülkemizde sığınmacılar sosyal hayatlarında sıkıntılarla karşılaştıkları gibi adli vakalarda da hak ihlallerine de uğramaktadırlar.

Ohal döneminde çıkarılan 676 Sayılı KHK’nın 35. Maddesinde 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “hâlinde” ibaresinden sonra gelmek üzere  “54 üncü maddenin birinci fıkrasının (b), (d) ve (k) bentleri ile ikinci fıkrası kapsamındakiler hariç,” ibaresi eklenmiştir. Bu şu anlama gelmektedir. Bu KHK öncesinde hakkında hangi gerekçe ile olursa olsun deport kararı verilmiş kişi bu karara karşı süresi içerisinde mahkemeye başvurmuşsa kişinin sınırdışı edilmesine karşı olarak dava açtığı ilgili mahkemenin  karar vermesi beklenirdi. Ancak ilgili KHK’nın yürürlüğe girmesi ile ‘Terör örgütü yöneticisi, üyesi, destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veya destekleyicisi olanlar, Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlar, Uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından tanımlanan terör örgütleriyle ilişkili olduğu değerlendirilenler.’ Mahkeme kararı beklenmeden sınırdışı edilirler. Sığınmacının bu sebeplerle sınırdışı edilmesi ile savunma hakkı, yaşam hakkı ihlal edilmekte ve kötü muameleye maruz kalmaktadırlar. Bu ihlalleri engelleyebilmek için 676 sayılı KHK ile 6458 sayılı yasanın 53. Maddesinde değişikliğe gidilmesine sebep olan 35. Maddenin yürürlükten kaldırılarak 6458 sayılı kanunun eski haline getirilmesi gerekmektedir.

Son dönemlerde özellikle Iraklı sığınmacılarla ilgili olarak Daeşin Irakı 2017 yılında terk ettiği, Irak Başbakanın Daeşin Irakı terk ettiği yönündeki açıklamaları gerekçe gösterilerek 6458 sayılı yasanın 78. Maddesi kullanılarak sığınmacılar hakkında  Uluslar arası Korumaya muhtaç olunmadığına dair karar verildiği görülmektedir. Bu tip kararların yerinde olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü Irakta halen Daeş tehlikesi geçmemiştir; Birleşmiş Milletler raporları da bu hususu teyit etmektedir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterin IŞİD’in (Da’esh) uluslararası barış ve güvenliğe ve Birleşmiş Milletlerin tehditlere karşı üye devletleri destekleme çabalarına ilişkin tehdidine dair 16 Ağustos 2018 tarihli Yedinci raporunda ‘Birçok Işıd savaşçısı, planlayıcısı ve üst sınıf mensup üyeleri öldürüldü ve pek çok üye çatışma alanını terk etti. Fakat yine de bir çoğu Irakta ve Suriyede kalırken bir kısmı da hala orduyla ilişkili, diğerleri ise Işıd sempatizanı topluluklar ve bir yerlerde gizlenmiş durumda. Irak ve Suriyede ki mevcut Işıd üyelerinin sayısının 20.000’den fazla olduğu ve iki ülke arasında hemen hemen eşit bir dağılım gösterdiği biliniyor.’ ifadeleri Irakta halen dahi Daeşin varlığını sürdürdüğü net bir şekilde anlaşılmaktadır. Kaldı ki haber sitelerinde yer alan haberlerde 2018 yılında da Daeşin terör faaliyetlerinden dolayı sivil can kaybının devam ettiği insanların güven içerisinde yaşamadığı görülmektedir.  Dolayısıyla Daeşin Irakı terk ettiği gerekçesi ile uluslar arası bilimsel raporlar göz ardı edilerek 6458 sayılı yasanın 78. Maddesinde idareye verilen takdir hakkının kötüye kullanılması telafisi imkansız zararların doğmasına sebep olacaktır.

Bu sebeplerle sığınmacıların uluslar arası koruma talepleri ve deport edilme işlemleri ilgili mevzuat çerçevesinde titiz bir şekilde yürütülmelidir. Bu sayede sığınmacıların uğrayacağı hak ihlalleri en aza indirgenecektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.